Sünnete Bağlılık / Ömer YILDIRIM


Gençlik Sohbetlerimizin bu haftaki konusu ” Sünnete Bağlılık ” başlığı altında devam etti. Moderatörlüğünü Osmanlı Mescidi Baş İmamı; Abdüssamed ALTUNTAŞ’ın yaptığı ve Ömer YILDIRIM Hocamızın anlatımıyla ” Sünnete Bağlılık ” konusunda ki günümüz sorunlarına cevaplar aradık.

hikmet-dernegi-sünnet

Sünnet-i Seniyye dediğimizde ne anlamalıyız?

Sünnet kelime itibari ile yol demektir. Istılahta ise peygamber efendimizin yolu anlamına gelir ve hürmeten “sünnet-i seniyye” (çok mühim ve kıymetli olan âli yol) denilmiştir.
Sünnet-i seniye’ninmenba’ı üçtür. Akvâli, efâli ve ahvâlidir. Yani peygamber efendimizin sözleri, fiilleri ve hâli sünneti seniyye’nin kaynağıdır. Bu üç menba’dan gelen sünnet-i seniyeler hüküm itibari ile de Farz, nafile ve âdât-ı hasene olarak yine üç kısma ayrılır.
Farz ve vacib olan kısmına uymakla bütün müslümanlar mükelleftir. Zira, Peygamber(asm) de Kur’an’ın emir ve yasaklarına uymakla mükellef olduğu için hem farz ibadet hem de sünnet olmuş oluyor. Mesela, farz namazlar, namazların farz ve vacib rükünleri, namazda Fatiha’nın okunması, bayram namazı, kurban kesmek gibi ibâdât, sünnet-i seniyyenin farz ve kısmındandır. Bunların İttibaında büyük sevaplar, terkinde ise, azap ve ceza vardır.
Nevâfil, yani nafile olan sünnetlerde ise namazların sünneti, duha, teheccüd gibi namazlar, ramazan ayı dışında tutulan oruçları sayabiliriz. Bu kısım sünnetlere ehl-i iman emr-i istihbabî (müstehab olması) cihetiyle yine mükelleftir. Terkinde ceza ve azap yoksa da; büyük kâr ve o sünnetin nurundan istifadesiz kalmak vardır.

hikmet-dernegi-sünnet

Kur’an-ı Kerim de sünnete bakış açısı nasıldır?
Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. (ahzab 45-46)
“Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.” (Kalem 4)
“Allah`ın Resûlünde sizin için kendisine uyulacak en güzel örnek ve nümûneler vardır.” (El-Ahzâb, 21).
“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah günahları bağışlayan, merhameti bol olanıdır.”
“De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itâat edin.” Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah, kâfirleri sevmez” (Ali İmran 31-32)

hikmet-dernegi-sünnet

Peygamber efendimizin (sas) sünneti seniyyesine uymamız konusunda yaptığı teşviklerden örnekler verirmisiniz?
İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi, kâinatın Yaratanını tanımak, O’na iman edip ibadet etmektir. İşte bu vazifemizin nasıl, ne şekilde ve ne zaman yapacağımızı bizlere öğreten ve gösteren, kıyamete kadarda en güzel rehber olan Peygamber (a.s.m)’ın sünnet-i seniyyesidir. Evet, Sünnete uymak ve her halimizi ona göre ayarlamak, mutlaka gayet kıymettardır. Özellikle İslam’da olmayan bid’aların ve fesat fikirlerin çoğaldığı zamanda Sünnet-i Seniyyeyeittibâ etmek ve küçük bir adabını yerine getirmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir imanı elde ettiriyor. Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem (a.s.m)’ı hatıra getiriyor. Bu da insanın ilahi bir huzur kazanmasına sebep oluyor. Hatta en küçük bir harekette, mesela yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyyeye uyulduğu zaman o normal hareket veya iş, sevaplı bir ibadet ve İslam’a uygun bir hareket oluyor. Çünkü kişi sünnete uygun olarak yaptığı hareketiyle Resul-i Ekrem (a.s.m)’a tabi olduğunu düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu biliyor. Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan, Cenâb-ı Hakka kalbini yöneltir, bir nevi huzur ve ibadet kazanır. İşte, bu sırra binaen, Sünnet-i Seniyyeyi hayatının her safhasına tatbik eden, her zaman yaptığı normal hareketlerini, ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir. Peygamber efendimiz (a.s.m): “Ümmetimin fesada düştüğü zamanda kim benim sünnetime yapışırsa, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir” buyuruyor.

Bugün sünnet dendiğinde Müslümanlar genel olarak ne anlıyorlar?
Maalesef bugün sünnet denilince çokta kasdedilen şeyler anlaşılmıyor. Toplum olarak sadece kendi işimize yarayan huşulardaki sünnetleri ki çoğu maalesef hurafelerden oluşan sünnetler aklımıza geliyor. Dolayısı ile yeniden bir sünnet bilinci oluşturmamız gerekmektedir. Efendimiz (sas)’in hayatı boyunca terk etmediği sünnetleri bizlerde uygulamalıyız. Mesela teheccüd namazı bizler için nafile bir ibadettir. Efendimiz (sas) hayatı boyunca terketmediği bir nafile olmasına rağmen bizim hayatlarımızdaki terini sorgulamamız gerekiyor.
En çok uyguladığımız sünnetlerden bir çarşıda pazarda yaptığımız pazarlık sünneti. Ama maalesef bunu bile doğru anlamadığımızdan bazen karşımızdaki insanı zor durumda bırakabiliyoruz. Yalan yere yemin ettire biliyoruz. Halbuki Efendimiz (sas) alırkendesatarkende yumuşak olmamızı bizlere öğütlemektedir.
Bunu gibi onlarca örnek verebiliriz.

Ehl-i sünnet kavramı hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir, ehl-i sünnet dendiğinde bundan ne anlamalıyız?
1. Ehli Sünnet, süreç içerisinde ortaya çıkan mezheplerden bir mezhep değil, Peygamber yolunun ve Sahabe çizgisinin bir devamıdır.
2. Ehli Sünnet, İslam’ın temel konularını anlama, kavrama ve yaşama tarzının ana damarıdır.
Dolayısı ile Ehli Sünnet bir anti tez değil tezdir, bir tepkinin ürünü değil, bir ihtiyacın neticesidir.
3. Ehli Sünnet, Kur’an-Sünnet bütünlüğünü esas alan, birini asıl; diğerini usul, birini masdar diğerini ırmak olarak olarak kabul eden sistemin adıdır.
4. Ehli Sünnet, Selefi Salih’inin mirasına sahip çıkan, ilim, fikir, zühd, siyaset ve cihad alanlarında her türlü ifrad ve tefridden uzak, itidal çizgisinin temsilcisidir.
Ebû Hanifeler, Ahmed b. Hanbeller, İmam Şafiler, Keşmiriler, Kevserilerle ve Bediüzzamanlarla İlimGazalilerle, İbnRüşdelerle, Necip Fazıllarla FikirAbdullah b. Mübareklerle, Fudayl b. İyadlarla, İmam Zeynelabidinlerle, İmam Caferi Sadıklarla ZühdAbdullah b. Zübeyrlerle, Fatihlerlerle, Yavuzlarla, Abdülhamitlerle Siyasetİz b. Abdusselamlarla, Selahaddinlerle, İmam Şamillerle, Hasan el-BennalarlaCihad…
5. Ehli Sünnet, Vahyin tebliğcisi, Sünnet’in temsilcisi, Sahabe’nin taklitçisi ve Selefin tahkikçisi olan bir yolun devamıdır.

Bediüzzaman hazretlerinin sünnete bakışı nasıldı?

Ey nefis! Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen ve herbir dakika-i ömrünü bir ömür kadar faydalı görmek istersen ve âdetini ibâdete ve gafletini huzura kalbetmeyi seversen, Sünnet-i Seniyyeyeittibâ et. Çünkü, bir muâmele-i şer’iyeye tatbik-i amel ettiğin vakit, bir nevi huzur veriyor, bir nevi ibâdet oluyor, uhrevî çok meyveler veriyor. Meselâ, birşeyi satın aldın; icâb ve kabul-ü şer’iyeyi tatbik ettiğin dakikada, o âdi alış verişin bir ibâdet hükmünü alır. O tahattur-u hükm-ü şer’î, bir tasavvur-u vahiy verir; o dahi, şârii düşünmekle bir teveccüh-ü İlâhî verir; o dahi, bir huzur verir. Demek, Sünnet-i Seniyyeye tatbik-i amel etmekle, bu fânî ömür bâkî meyveler verecek bir hayat-ı ebediyeyemedâr olacak olan faydalar elde edilir.

Ülkemizde sünnet-i seniyyenin yani efendimiz (sas)’nin örnekliğinin artması adına ne tür çalışmalar yapılmalı, gençlere onun sünneti nereden anlatılmaya başlanmalı?

Peygamberimiz (a.s.m): “Rabbim bana edebi güzel bir surette ihsan etmiş, beni edeplendirmiş.” (4) buyurmaktadır. Peygamberimizin hayatına baktığımızda ve sünnetini incelediğimizde göreceğimiz şu ki; Cenab-ı Hak edebin, görgü kurallarının, terbiyenin en mükemmelini ve çeşidini Habibinde toplamış ve bizlere örnek olarak göstermiştir. Demek ki; onun sünnetini terk eden edebi terk etmiş olur. “Edepsiz kişi Allah’ın lütfundan mahrum olur” kaidesince, sünneti terk eden zararlı bir edepsizliğe düşer. Yine peygamberimiz: “Bizim sünnetimize uymayan bir amel işleyenin, yaptığı amel de merduddur.” (buhari) buyurmaktadır.
Başlanacak en önemli nokta elbette Efendimzi (sas)’in hayatını en ince ayrıntısına kadar sahih bir şekilde öğrenmek, öğretmek ve hayata hakim kılmaktır. Bu şekilde bir gayret bizleri sahili selamete çıkaracaktır. Rabbim bu uğurda gayret edenlerden eylesin.

Paylaş: