HADİSİN ÖNEMİ VE GÜNÜMÜZDE HADİSE BAKIŞ AÇISI / Mahmut KARAKIŞ



Hikmet Derneği’nin periyodik olarak düzenlediği hanımlara yönelik seminerlerimiz de bu ay Mahmut KARAKIŞ Hoca’mız,” HADİSİN ÖNEMİ VE GÜNÜMÜZDE HADİSE BAKIŞ AÇISI ” başlığı altında bir ders yaptı.

İnsana kalemle yazmayı öğreten ve insana bilmediklerini öğreten Allah’a hamd olsun.
Yolumuzun yegane rehberi, Kur’an’ın açıklayıcısı, alemlere rahmet olarak gönderilen; önderimiz, rehberimiz Ahmed-i Mahmud Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.
Allah’ın rahmeti, mağfireti ve inayeti siz değerli kardeşlerimin üzerine olsun.
Mübelliğ Peygamberler
İnsanlık tarihi boyunca Allah, kullarına emirlerini ulaştırmıştır. Bunun için de insanlar arasından seçtiği peygamberleri görevlendirmiştir.
Peygamberlik silsilesinin son halkası, görev süresi kıyamete kadar devam edecek olan bizim peygamberimiz Hz. Muhammed’dir (s.a.). Rabbimiz, onun aracılığıyla bu ümmete Kur’an-ı Kerim’i indirmiş ve bir yaşam tarzı olan İslam dinininhükümlerini duyurmuştur.

“Allah’ı en iyi bileniniz ve O’ndan en çok korkanınız benim” buyuran kutlu nebi, Yaratıcının muradını insanlığa anlatarak ve yaşayarak aktarmıştır.hikmet-dernegi-mahmut-karakis

Hz. Peygamber Kur’an’ı Açıklamış ve Yaşamıştır
O kutlu elçinin kendisine bildirilen vahyi açıklamasına ve uygulamasına sünnet, bu bilgilerin sözlü ifadesine de hadis denilmiştir.
وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
“… İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” (Nahl 16/44) ayeti bize hadisin ve sünnetin hukuki alandaki yerini bildirmektedir. Çünkü Hz. Peygamber’in söz ve fiilleri ayetleri tefsir eder. Zaten Kur’an-ı Kerim, (وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا ) “… Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasakladıysa ondan vazgeçin…” (Haşr 59/7) emrini vererek bize sünnetin hukuki otoritesini duyurmuş bulunmaktadır. Hatta bir başka ayette, Allah Resûlü’nün hüküm verdiği bir konuda hiçbir müslümana tercih hakkı tanınmamıştır (Ahzab 33/36).
Müslümanın sünnet karşısında yegâne tavrının ona teslimiyet olduğu şöyle belirtilmektedir.
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
“Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa 4/65)
Çünkü Allah sevgisinin isbatı Resûlullah’a uymakla mümkündür. (قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ Âl-i İmrân 3/31)
Çünkü “Kim Resûlullah’a itaat ederese Allah’a itaat etmiş olur” (مَنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ Nisa 4/80)
Çünkü “Peygamberin emrine aykırı davrananlar başlarına bir belanın gelmesinden sakınmalıdırlar.” (فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ Nur 24/63)
“Alemlere rahmet”, “En yüce ahlak üzere”, “hidayet rehberi”, “son peygamber” ve “en güzel hayat örneği” olarak gönderilmiş olan Hz. Peygamber’in yaşayışı ve açıklamaları elbette uygulanması gerekli, vazgeçilmez esaslar olacaktır. Zaten kendisi vahiy ile desteklenmiş ve hatadan korunmuştur.
Hadislerin Hayatımızdaki Yeri
Güzel dinimizin iki temel kaynağı vardır. Bunlar yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz’in Sünneti’dir.
Ashâb-ı kirâm İslâm dinini, Kur’ân-ı Kerîm’den ve Hz. Peygamber’in sünnetinden meydana gelen bir bütün olarak tanıdı.
Resûlullah’ın rehberliğinde yetişmiş bu kutlu nesil, önlerine çıkan meseleleri önce Kur’an’a başvurarak halletmeye çalışmışlardır. Eğer Kur’an’da açık bir çözüm yolu bulamazlarsa, sünnetteki tatbikata bakmışlardır. Eğer kendileri o konuda bir bilgiye sahip değillerse, ashabı toplamış, Resûlullah’tan öğrendikleri bir hadis olup olmadığını sorarak meseleyi çözümlemişlerdir.
Hz. Peygamber’in vefatından sonra İslâm dini, Kitap ve Sünnet’in ortaya koyduğu esaslar çerçevesinde anlaşıldı ve yaşanmaya çalışıldı.
Daha ilk halîfe Hz. Ebû Bekir zamanında Kur’an âyetleri bir araya toplandı. Bizzat Hz. Peygamber’in izniyle kendi devrinde başlayan sünneti ezberleme ve yazarak derleme çalışmaları ise, zaman içinde giderek hız ve yaygınlık kazandı. İlk bir buçuk asırda tamamen yazılı hale getirilmiş olan sünnet bilgi ve belgeleri, ikinci ve özellikle üçüncü hicrî yüzyılda büyük hadis kitaplarında toplandı. Bugün bizim hadis kitaplarında gördüğümüz bu yazılı metinler, birer sünnet belgesi olarak hadis adıyla anılageldi.
Hadis; Resûlullah’ın (s.a.) yaptıkları, söyledikleri ve onayladıklarının gelecek nesillere sözlü anlatımıdır.
Peygamberimizden bu yana Ümmet-i Muhammedi hadisleri ezberlemeye ve onları gönülden gönüle aktarmaya sevk eden yine Efendimizin şu mübarek buyruğudur.
“Benden bir şey işitip onu işittiği şekilde başkasına ulaştıran kimsenin (Kıyamet günü) ALLAH yüzünü ağartsın ve güldürsün. Zira kendisine bilgi ulaştırılan öyleleri vardır ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar.”
Hadis, Kur’ân-ı Kerim’den sonra ikinci kaynak olması sebebiyle asr-ı saadetten itibaren kendisine büyük ehemmiyet verilmiş ve muhafazası adına büyük gayret gösterilmiştir. İslam’ın ilk yıllarında Ashâb-ı Kiram efendilerimiz arasında okuma yazma bilenlerin azlığı, Kur’ân-ı Kerim’in yeni nazil oluyor olması gibi nedenlerle Efendimiz (s.a.) ilk zamanlarda hadis-i şeriflerin yazılmasını yasaklamıştır. Hadis-i şeriflerin Kur’ân-ı Kerim’le karıştırılma tehlikesi ortadan kalkınca bizzat Peygamber Efendimiz hadis-i şerifleri muhafaza konusunda ashabını teşvik etmiştir.
Hadiste İhtisaslaşma ve Müksirûn
Daha Sahabe-i Kiram efendilerimiz zamanında Hadis ilminde bir ihtisaslaşma söz konusudur. Muksirûn diye ifade edilen ve binden fazla hadis rivayetiyle meşhur olmuş sahabî efendilerimiz hayatlarını bu ilme adamışlar, onu öğrenme ve öğretme hususunda üstün gayret sarf etmişlerdir. Ebu Hureyre, Abdullah b. Ömer, Enes b. Malik, Hz. Aişe, Abdullah b. Abbas ve Cabir b. Abdullah hazretlerini bunlar arasında sayabiliriz.
Sahabe-i kiramdan sonra Tâbiîn nesli de aynı şekilde hadis-i şerifler üzerinde durmuş ve onların öğrenimine ayrı bir önem vermişlerdir. Çeşitli yerlerde ilim meclisleri oluşturmuş ve ilim talebelerine hadis rivayet etmişlerdir.
Hadiste Altın Çağ
Sahabe-i kiram devrinde başlayan hadis yazma faaliyetleri Ömer b. Abdülaziz döneminde resmi olarak ele alınmış ve hicrî üçüncü asırda altın çağını yaşamıştır. Buharî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî gibi birçok hadis üstadı yetişmiş ve günümüzdeki hadis külliyatlarını meydana getirmişlerdir.
Hadis İlimleri
Bu dönemde hadis ilmi çok gelişmiş, şartların da ortaya çıkardığı birçok alt dalları ihtiva eder hale gelmiştir. Senet tenkîdinden râvî tercümelerine, metin kritiğinden garîb lafızların açıklanmasına, şerhçilikten ihtisara kadar birçok alanda ciddi eserler meydana getirilmiştir. Böylelikle hem Efendimiz’in (s.a.) mirası sonraki nesillere doğru bir şekilde ulaştırılmış hem de İslam’ın ikinci kaynağı muhafaza edilmiştir.
Hadisin Önemi
Hadisin önemi bizzat Kur’ân-ı Kerim tarafından beyan edilmiştir. Peygamber Efendimize itaatin Cenâb-ı Hakk’a itaat olarak kabul edilmesi, O’nun getirdiği her şeyi cân-u gönülden kabul etmenin gerekliliği hadisin önemini ortaya koymada yeterlidir zannediyorum.
Kur’an-ı Kerim’in kendisine indirildiği Peygamberimiz (s.a.), Allah’tan aldığı vahyi insanlara ulaştırmıştır. Bu görevinin yanında efendimize Kur’an-ı Kerim’i açıklama görevi de yüklenmiştir. Bu görev icabı, Allah Resûlü (a.s.) zaman zaman inen ayetlerin anlaşılmayan yerlerini açıklamış, daha da önemlisi vahyi bizzat yaşarak Müslümanlara örnek olmuştur.
Hz. Âişe validemizin: “O’nun ahlakı Kur’andı” sözü işte bu gerçeği vurgulamaktadır.
Hadis ve sünnet, Müslümanın dini hayatında önemli bir yere sahiptir. Peygamber Efendimiz, “Size iki şey bırakıyorum, bunlara uyduğunuz müddetçe dalâlete düşmezsiniz; ALLAH’ın kitabı ve benim sünnetim” buyurmuştur.
İnsanlığın mutluluğu, mükemmel örnek Hazret-i Muhammed’e (s.a.) uymalarına bağlıdır. Bizler O Zat’a çok şey borçluyuz.
İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in ifadeleriyle:
“Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet…
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.”
Hadisler Önemlidir
Dinsizliğe reçete hadislerdir.
Bid’at ve hurafelerin ayıklanmasında en önemli kaynak hadislerdir.
Allah’a ve Resûlüne itaat yükümlüğü çerçevesindeki ayetler ve bunları açıklaması mahiyetindeki hadisler, Müslümanların ancak sünnete sarılmak ve ondan ayrılmamak suretiyle islamî kimliklerini koruyabileceklerini ifade etmektedir. Zira açık bir gerçektir ki, sünnetin ortadan kalkmasıyla oluşacak boşluk onun tam zıddı olan bid’at ve hurafelerle doldurulacaktır.
Hz. Peygamber’i ve Asr-ı Saadeti günümüze taşımada en önemli araç hadislerdir.
Sahabe, Hz. Peygamber’i her tavrında yakından takip etmişler, gördüklerini birbirine aktararak Resûlullah’ın o tavrını benimsemişlerdir. İşte Efendimizin döneminde meydana gelen olaylar ve Allah Resûlünün olayları değerlendirilişi sonraki nesillere hadislerle aktarılmıştır. Hadisler asr-ı saadetin canlı şahitleri niteliğindedir.
Müslümanlar arasındaki inanç ve hareket birliği hadisle oluşmuştur.
Muhtelif kıta ve iklimlerde yaşayan Müslümanlar arasındaki çağlar boyu görülen ortak değerler ve uygulama benzerlikleri, sünnetin belirleyiciliği ve bütünleştiriciliği sayesinde olmuştur. Açıkça söylenecek olursa, ümmet sünnetle vardır, onunla yaşar.
Hadisler İslam toplumunun gerçek zenginliğidir.
Sünnete Yönelik Eleştiriler
Sünnete yönelik tartışmalar bugün ortaya çıkmış meseleler değildir. Geçmişte şu veya bu şekilde ele alınmış konulardır. İmam Şafiî bu tür konularda öne sürülen görüşleri eserinde tartışmış ve cevaplarını vermiştir.
Zaman içinde uzun süre hiç seslendirilmeyen bu yöndeki tartışmalar, batı sömürgeciliğin etkisiyle son bir-iki asırdır İslam dünyasında yeniden gündeme gelmiştir. Batıya şirin gözükme, onların tenkitlerine ayet ve hadisleri yorumlamak suretiyle işi hal yoluna koymaya çalışmaları sıklıkla görülmektedir.
• Yemeğe düşen sinek
• Elle yemek yeme
• Tesettür
• Mucizeleri yorumlama
• Kur’an’daki bazı harikulade anlatımları yorumlama vb.
Mısır’da Ahmed Emin ve Ebu Reyye, Hindistan’da Ehl-i Kur’an Cemiyeti gibi cemiyetler ve bunlara destek verenler yeniden “Kur’an’la yetinme” çağrıları yapmaya başlamış, “sünnetsiz İslam” arayışı içine girmişlerdir.
Bu anlayış, hadisler hakkında şüphe uyandırıp, sünneti devreden çıkarınca, artık ayetlere istedikleri gibi anlam yükleyip yorumlayabileceklerdir. Bu da İslam’ın aslî mecrasından çıkması anlamına gelmektedir.
Maalesef memleketimizde de bu anlayışın sözcüleri bulunmaktadır. Bunlar sıklıkla tv ekranlarında boy göstermekte, her defasında yeni bir çarpık görüş ortaya atmaktadırlar.
Mirasa Sahip Çıkmak
Hz. Peygamber’i sevmek, mirası demek olan hadisleri günümüze taşımak, çağa ve dünyaya anlatmak gibi çok ciddi görevlerimiz bulunmaktadır. Bu görevlerimizin yerine getirilmesi için adımlar atılmalı,Müslümanları hadis gibi bir değere sahip çıkmaya teşvik edilmelidir. Rabbimizden niyazımız odur ki, İslam’ı ve Müslümanlığı Resûlullah’ın anladığı şekilde anlamak ve hayata hakim kılmak tek amacımız olsun.

Paylaş: