Gözler’ in Afeti Haram’ a Nazar


 

Salı sohbetlerinde bu hafta Hamza ONAR kardeşimizin anlatımıyla “Gözler’ in Afeti Haram’ a Nazar” konu başlıklı sohbetiyle bizlerleydi. Neden Haram’ a bakmamamız gerektiğini çeşitli konularla bizlere anlatan kardeşimiz bu konunun ciddiyetini tekrar hatırlattı..
Sohbetimizden Başlıklar
Kur’an’ da Emredildiği İçin
Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. (Nur 30)
İbnMerduye’ nin Hz. Ali’ den rivayetle tahric ettiği bir haberde o şöyle anlatıyor: Resul-i Ekrem’ in asr-ı saadetinde Medine-i Münevvere yollarından birisinde yolda yürümekte olan bir adam yine yolda yürümekte olan bir kadına bakmış ve şeytan her ikisine de vesvese vererek birbirlerine beğenen bir gözle baktıklarını düşündürmüş. Onlar böyle birbirlerine bakarken önüne bakmayan adamın karşısına birden bir duvar çıkıvermiş de duvara çarpmış ve burunu yarılıp kanamaya başlamış. Nasıl bir suç işlediğinin o anda farkına varan adam: “Vallahi Rasul-i Ekrem (sav)’ e varıp ne olduğunu anlatmadan bu yaramın çaresine bakmayacak, kanı da silmeyeceğim.” demiş ve Peygamber (sav)’ e gelerek olanı biteni anlatmış. Allah Rasulu (sav) “İşte bu işlediğin günahın cezasıdır.” buyurmuş ve bunun üzerine Allah Teala bu ayeti indirmiştir.
Zinaya Götürdüğü İçin
“Zinaya yaklaşmayın; gerçekten o, çirkin bir iştir!” (İsra, 32)
Zina ortada bir eylem ve ona ulaşan onlarca eylemden en önemlisidir harama nazardır.
Bakmak, zihinde “hayal”i doğurur. Hayalden ortaya “düşünce” çıkar, düşünce de zamanla “şehvet”i şehvet de “irade”yi doğurduğu zaman irade güçlenir ve “kesin karar”a dönüşür ve artık zina kaçınılmaz olur.
3) Toplum Hayatını İfsat Edip Kargaşaya Sebep Olduğu İçin
“Bir yerde Müslümanlar arasında birbirlerine silah çekildiğini ve kan döküldüğünü görürseniz, biliniz ki orada Allah’ın (cc) ahkamı terkedilmiştir de Allah (cc) da kimisini kimisine düşürmek suretiyle onlardan intikam almaktadır.” Ka’b (ra)
Bir kıvılcım halının üstüne konsa ve gören kişiler: “Bir şey olmaz.”, “Söner gider ya!” “Kaç kere böyle yangın çıktı.” diye bırakıp gitseler, sonra da bina ve binalar yansa, suçlular, kıvılcımı önemsemeyenler değil midir?
“Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür”
İbadet Hayatımızı Etkilediği İçin
Tercüman’ul-Kuran Abdullah ibn Abbas (ra) din binasının 4 kattan olduğunu söyler bize
1. kat AKAİD2. kat AHLAK3. KatİBADET4. KatMUAMELAT
Bu öylesine söylenmiş bir söz değil Kur’an Alimi bir sahabinin sözü bu
“Kim arzulu ve istekli olarak harama baksa 40 gün ibadetin tadını alamaz.” Hz. Ali (ra)
Kalbin istikametini bozduğu için
“Agah olunuz. Cismin içinde bir lokmacık et vardır ki iyi olursa bütün ceset iyi olur, bozuk olursa bütün ceset bozulur. İşte o kalptir.” (Buhari)
“Gözler, organların en süratli etki edeni ve en fazla zarara uğratanıdır.” Hz. Ali (ra)
Fudayl b. İyaz (rh) ise şöyle demiştir. “İblis der ki: ‘O (harama bakış) benim eski okumdur. O benim öyle bir okumdur ki onunla attığımda hedefi şaşırmam!’
“Has’am kabilesinden genç bir kız fetva almak üzere Resullah’a (sav) gelerek: ‘Babam yaşlı bir kimse olup kendisine hac farz olmuştur. Onun yerine haccetmem caiz midir?’ diye sordu. Resulullah (sav) ‘Babanın yerine haccet.’ Buyurdular.Bu esnada binitinin arkasında bulunanFadlIbn Abbas ’ın boynunu geri tarafa çevirenResulullah’a (sav) Abbas (ra) sormuştu: ‘Amcaoğlunun boynunu niçin geri çevirdin? diye. Bunun zerineResulullah (sav) : ‘Fetva sormaya gelen genç delikanlı kız ve binitinin arkasında genç delikanlı erkek, bunların birbirlerine bakmaları sonucunda şeytanın bir zarar verebileceğinden emin olmak için’ buyurdular.”(Tirmizi)
İbnMes’ud (ra) da ne buyuruyor: ”Günah, kalpleri dilim dilim doğrar! Harama yöneltilen her bakışta şeytanın arzusu saklıdır.”
Haya Etmeye Engel Olduğu İçin
Gerçek hayâ ile ilgili Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Allah’tan gerçek hayâ ile hayâ ediniz!” (Sahabe diyor ki) -Ya Rasûlallah! Biz elhamdülillâh hayâ ediyoruz.
Hz. Peygamber:“Bu (hayâ) değil! Lakin Allah’tan gerçek hayâ ile hayâ etmek, başı ve başın içine aldığı şey (göz, kulak ve dil)i koruman, batını ve ihtiva ettiği şey (kalbi, zinaya sebep olacak organlar) dan korumandır. Ölümü ve çürümeyi düşünmendir. Kim âhiret yurdunu isterse dünya ziynetini terk eder. Kim de bunu yaparsa gerçek manada Allah’tan hayâ etmiş olur” buyurdu.(Tirmizî, Kıyâmet, 25; Ahmed, I, 387. [28])
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Hayâ imandandır ve iman cennettedir; çirkin söz cefâdandır ve cefâ cehennemdedir.”Tirmizî, Birr, 65; İbnMâce, Zühd, 17; Ahmed, II, 501.
AtıyyeibnUrve es-Sadi (ra) rivayet ediyor:
Efendimiz (sav): “Bir kul günaha girerim korkusuyla, yapılması sakıncalı olmayan bazı şeylerden bile uzak durmadıkça, müttakiler derecesine çıkamaz.” (Tirmizi, Kıyameti 19; ibnMace, Zühd, 24)
Müttaki: Allah’a en üstün saygı duyan, emirlerini yapıp yasaklarından sakınan ve O’nu gücendirmekten korkan kimse demektir. İşte bu takvadır.
İmansız gitmeye sebep olduğu için
“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var.” Bediüzzaman Said Nursi
“Küçük günahlar büyük günahlara büyük günahlar ise küfre götürür.” İmam-ı Rabbani
“Cehennemde bir gece kalmamak için, bütün dünyanın zevk ve rahatı terk edilse değer! İmam-ı Gazali
İmanlı bir kimse korku ile ümit arasında olmalıdır. Hz Ömer (ra) cennetle müjdelenen sahabilerden biriydi. Peygamberimiz (sav) Hz. Huzeyfe (ra) ye münafıkların listesini verince, Hz. Ömer (ra) Peygamberimizin (sav) vefatından sonra ”Ya Huzeyfe (ra) o listede Ömer (ra) de var mı?” diye sorarmış.
Bakmamak çok kazandırdığı için
“Harama nazar İblis’inoklarından bir oktur. Kim onu Allah korkusundan dolayı terk ederse, Allah ona, halavetini kalbinde bulacağı bir iman verir.” (Hakim, el-Müstedrek)
Unutkanlığa Sebep Olduğu İçin
İmam-ı Şafii (ra) buyuruyor: “Haram-ı nazar, nisyan verir.”
“Bu asırda açık saçıklık yüzünden, hususan memalik-i harrede(sıcak memleketlerde) o su-i nazardan (çirkin bakıştan) su-i istimalat umumi bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor.” Bediüzzaman Said Nursi
Bir gün Mahir İz Hoca Efendi’ ye sorarlar:
“Hocam! Maşallah çok keskin bir zekanız, muazzam bir hafızanız ver, 50-60 sene evvelini dün gibi hatırlayıp söyleyebiliyorsunuz! Bunu nasıl başarıyorsunuz, bunun sırrı nedir?”
Mahir İz Hocaefendi:
“Oğlum, biz Osmanlı ilk mektebine gittik. Bize ilk gün yolda nasıl yürünür, bunun kaidesini öğrettiler. Göz ayağın ucunda olacak yolda yürürken! Gözümüzhep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık. Sizler boyuna etrafızına bakıyorsunuz. Ona bak, şuna bak… Sizde hafıza olmaz! diye cevap verir.
Bilhassa ilimle uğraşan kardeşlerimizin hafızalarını dumura uğratan harama bakmaktan sakınmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz!
Şunu da unutmayalım ki, ilim bir nurdur ve temiz kalplere girer.
Üstadın talebelerinden İsmail PerihanoğluBediüzzaman’ ın nasıl harama bakmaktan sakındığını anlatmak sadedinde şöyle demişlerdir: “Ekseri zamanlarda bir şemsiyesi vardı, onu yanından eksik etmezdi. Harama bakmamak ve kimsenin de kendisine nazar etmemesi için…”
Hem kırk sene evvel İstanbul’ da Kağıthane şenliğinin yevm-i mahsusunda, Köprüden ta Kağıthane’ ye kadar Haliç’in iki tarafında binler açık saçık Rum ve Ermeni ve İstanbullu kadınlar ve kızlar dizildikleri sırada, ben ve merhum mebus Molla Seyyid Taha ve mebus Hacı İlyas ile beraber kayığa bindiki o kadınların yanlarından geçiyorduk. Benim hiç haberim yoktu. Halbuki Molla Taha ve Hacı İlyas, beni tecrübeye karar verdikleri ve nöbetle beni tasarrut ettiklerini bir saat seyahat sonunda itiraf edip dediler:
“Senin bu haline hayret ettik, hiç bakmadın.”
Dedim: “Lüzumsuz, geçici, günahlı zevklerin akıbeti elemler, teessüfler olmasından, istemiyorum.”
“Tarih-i hayatımı bilenlere malumdur. Elli beş sene evvel ben, yirmi yaşlarında iken, Bitlis’te merhum vali Ömer Paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım. Onun altı adet kızları vardı; üçü küçük üçü büyük. Ben, üç büyükleri, iki sene beraber bir hanede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum. O derece dikkat etmiyordum ki bileyim. Hatta bir alim misafirim yanıma geldi, iki günde onları birbirinden fark etti, tanıdı. Herkes ve bende bu hale hayret ederdik.
Bana sordular:
“Neden bakmıyorsun?”
Derdim:
“İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyor.”
(Tarihçe-i Hayat’tan)

Paylaş: